Zaman hiç olmadığı kadar fırtınalı,
Kuşların sesi cılız,
Toprak bulutlar kadar uzak,
Kulaklar duymayacak kadar tıkalı.
Gözler yakından aciz,
Dinmeyen homurtular,
Hiç kimse mi umursamaz?
Kapılar ardına kadar kapalı,
Uzayan mesafeler,
Dillerde hep aynı tını,
Fark edemediğin yüzler,
Ürpermeyen kalpler.
Unutulan dünler,
Çıkarılamayan dersler,
Tereddütlü adımlar,
Masum bakışlar,
Çaresiz dudaklar,
Bir umuda tutunan,
Yok mu bir el uzatan?
Masumiyet; yalnız çocuklar,
Sahi o da yaşıyorsa,
Gözü dönmüş insan,
Ne acı bir inansan.
İlişkiler çıkardan öte,
Birikim; yalnız parayla,
Bilgin mi? Her konuya hakim,
Doğru konuşan az, söyleyene yer yok,
Düşünür; ara ki bulasın.
Homurdayan gözler,
Selamsız karşılaşmalar,
Muhabbetsiz aynalar,
Sözün özü kısadan,
Dayanacak tek şey elde,
İyi ki varsın Yaradan.
Ahmet Akyol, Ocak 2024